Bugün 3 milyon 200 bin kişinin katıldığı KPSS’de, yüzlerce gazeteci de ter dökecek. Ancak amaç bu kez haber yapmak değil, devlet memuru olmak. Sendikal örgütlülüğün en az olduğu sektörde çalışanlar kurtuluşu devlet memurluğunda arıyor.
Her tenkisat döneminde işten çıkarılma, her ay başında maaş alamama stresi yaşayan gazeteciler, sendikalaşmak ve haklarını aramak yerine çare olarak devlet memurluğunu görüyor. Mesai saatlerinde haber peşinde koşan, akşamları KPSS'ye çalışıp memur olma hayali kuran gazeteciler arasında sadece gençler değil, yılların emektar isimleri de var.
Gazetecilerin yıllardır en büyük stresi haline gelen işten çıkarmalar, devlet kurumlarında çok geçerli bir durum değil. Bir yıl boyunca denemeye tabi tutulan memurlar, sadece bu süre zarfında sorgusuz sualsiz işten çıkarılabiliyor.
Zaman gazetesinden Serkan Kara'nın haberinde görüşlerine yer verilen Doğan grubu çalışanlarından K.A. "Vatan'ın Milliyet binasına taşınacağını ve Referans'ın Radikal'le birleşeceğini aylar öncesinden biliyorduk. Bunu biliyor olmak demek, aynı zamanda bir sürü kişinin işten çıkarılacağını bilmek demek! Ne yalan söyleyeyim, ben de ilk kez gireceğim KPSS'ye. Bizden öyle isimler giriyor ki sınava, duysanız şaşıp kalırsınız" sözleriyle durumu özetliyor.
İki gazetecinin yan yana geldiği ortamlardan uzak durmaya çalıştığını vurgulayan Ciner grubundan S.E. ise bunun gerekçesini "Sabahtan akşama kadar 'kim gidecek, kim kalacak' dedikodularına maruz kalmaktan bıktım usandım" sözleriyle açıklıyor. Bu yılki başvuruyu kaçıran S.E. şansını şansını gelecek yıl denemeye kararlı. "Yoksa bu böyle devam etmeyecek" diyen S.E.'nin sendikalı olup olmadığına ilişkin ise Zaman'ın haberinde bir ibare yok.
"İnsanlar artık ne zaman kovulacağını düşünmekten çalışamaz hale gelmiş. KPSS'ye girip devlet memuru olabilmek için işinden istifa eden gazeteci arkadaşlarım bile var" diyen P.E. ise Sabah grubunda çalışıyor.
Bu haberi paylaşın






Yazar: Kemal Ateş

